Aynı Rakipler, Yıllar Sonra İkinci Randevuda — Bilişsel Yetenek Araştırmalarının Işığında AGS'ye Bakmak
| Çarpıcı Bir Tez: 12 Temmuz 2026'da Akademi Giriş Sınavı'na giren bir matematik öğretmen adayının yanına oturan kişi, dört yıl önce — 2022 YKS'sinde — onunla aynı amfide, aynı oturumda yarışmış akranıdır. Aradan geçen dört yılda fakültenin adı değişti, mezuniyet tarihi yaklaştı, hayaller çoğaldı; ama yarışın bilişsel aritmetiği değişmedi. Bu yazı, neden değişmediğini bilimsel kanıtlarla anlatıyor. |
Bir Düşünce Deneyiyle Başlayalım: Aday A ve Aday B
2022 YKS'sinde matematik öğretmenliğini Ankara Üniversitesi'nde kazanan Aday A ile aynı bölümü Atatürk Üniversitesi'nde kazanan Aday B'yi ele alalım. İki aday arasında o yılki YKS sıralamasında yüzbinlerce sıralık fark vardır; bu fark sözel akıl yürütmede, sayısal yetenekte, tarihte ve coğrafyada — kısacası temel akademik yetkinliklerin tamamında ölçülmüş, kayıt altına alınmış ve ÖSYM raporlarına geçmiştir.
Şimdi 2026 yazına bakalım. Aynı iki aday, aynı binada, aynı saatte, üzerinde "Millî Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı" yazan aynı kitapçığı açıyor. İçerikte ne var? Sözel Yetenek, Sayısal Yetenek, Tarih, Türkiye Coğrafyası ve iki yeni alan: Eğitim Bilimleri ile Mevzuat. Pedagojik açıdan kritik soru şudur: Bu iki sınav arasındaki dört yılda iki adayın bilişsel yetenek profilleri arasındaki fark anlamlı ölçüde değişmiş midir? Aynı yarışı ikinci kez mi izliyoruz, yoksa gerçekten yeni bir yarış mı başladı?
Uluslararası Literatür Ne Söylüyor? Bilişsel İstikrarın Sessiz Gerçeği
Bu sorunun cevabı, eğitim psikolojisinin en köklü araştırma geleneklerinden birinde gizlidir: bilişsel yetenek istikrarı (cognitive ability stability) literatüründe. Breit, Brunner ve Preckel'in (2024) Psychological Bulletin dergisinde yayımlanan kapsamlı meta-analizi, on yıllar boyunca yapılmış longitudinal çalışmaları sentezleyerek istikrarlı bir tablo ortaya koymaktadır: bireylerin genel bilişsel yetenek profilleri, yetişkinlik dönemine girildikten sonra çarpıcı biçimde sabittir.
İskoç Zihin Anketleri'nin (Scottish Mental Surveys) verileri bu istikrarın boyutunu somutlaştırmaktadır. 11 yaşında ölçülen bilişsel yetenek puanları ile 70 yıl sonra aynı bireylerden alınan puanlar arasında r = 0,67 düzeyinde bir korelasyon bulunmuştur (Deary, 2014). Daha çarpıcı olan ise Rönnlund ve arkadaşlarının (2015) bulgusudur: 18 yaşındaki bilişsel yetenek seviyesi, 50 yaşındaki yetenek varyansının %90'ını açıklamaktadır (r = 0,95). Yani genç yetişkinlikte ölçülen profil, sonraki on yıllar boyunca neredeyse hiç yeniden sıralanmamaktadır.
| 📘 Pedagojik Not — Eğitim biliminde "bilişsel istikrar" kavramı, bireylerin mutlak performansının değişmediği anlamına gelmez. Tam tersine, eğitim ve deneyimle herkesin performansı yükselir. Ancak göreceli sıra korunma eğilimi gösterir. Bir grup içinde 18 yaşında üst yüzdelikte olan birey, 22 yaşında da büyük olasılıkla üst yüzdelikte kalır. Tüm grup yükselse de bireyler arası göreceli pozisyon istikrarlıdır. AGS, mutlak değil göreceli sıralamaya dayalı bir sınav olduğu için bu nokta belirleyicidir. |
Standartlaştırılmış sınavlar özelinde de tablo benzerdir. SAT ve GRE üzerinde yapılan psikometrik çalışmalar, yıllar arasındaki test-tekrar test güvenirliğinin r = 0,80 ile r = 0,90 aralığında olduğunu göstermektedir. Bu, bir kişinin SAT ya da GRE puanının — ek hazırlık yapılmadığında — büyük ölçüde aynı kaldığı anlamına gelir. Çünkü bu sınavlar, kısa süreli öğrenmeyi değil, öğrenme kapasitesi ile birikmiş yetkinlikleri ölçer; bu yetkinlikler kısa zaman dilimlerinde kökten değişmez.
Daha doğrudan bir analoji sunan kanıt tıp literatüründen gelir. Donnon, Paolucci ve Violato'nun (2007) MCAT (ABD tıp fakültesi giriş sınavı) ile USMLE Step 1 (lisans sonrası mesleki yeterlik sınavı) arasındaki ilişkiyi inceleyen meta-analizi, iki sınav arasında — aralarında dört yıllık tıp eğitimi olmasına rağmen — r = 0,60 düzeyinde bir korelasyon raporlamaktadır. Yani giriş sınavındaki performans, dört yıl sonra alınan profesyonel lisans sınavı performansının yaklaşık üçte birini doğrudan açıklamaktadır. AGS'nin de bir tür mesleki yeterlik kapısı olduğu hatırlandığında bu bulgu son derece anlamlıdır.
AGS'nin Yapısı Bu Tezi Doğruluyor
Bu literatürün ışığında AGS'nin kendi yapısına bakalım. 2025 düzenlemesine göre 80 soruluk AGS testi şu altı bileşenden oluşur ve MEB-AGS-P1 puanı için belirlenen ağırlıklar şöyledir:
| Alt Test | P1 Ağırlığı | YKS'de Ölçülmüş mü? |
| Sözel Yetenek | %20 | Evet — TYT Türkçe + AYT Edebiyat |
| Sayısal Yetenek | %20 | Evet — TYT/AYT Matematik |
| Tarih | %15 | Evet — TYT Sosyal + AYT Tarih |
| Türkiye Coğrafyası | %10 | Evet — TYT Sosyal + AYT Coğrafya |
| Eğitim Bilimleri ve TMES | %25 | Hayır — AGS'ye özgü yeni alan |
| Mevzuat | %10 | Hayır — AGS'ye özgü yeni alan |
| TOPLAM (YKS Yetkinlikleri) | %65 | Yıllar önce zaten ölçüldü |
MEB-AGS-P1 puanının %65'i — ki bu, ÖABT'siz öğretmenlik alanlarına (yabancı dil branşlarına) başvuran adaylar için tek belirleyici puandır — YKS'de zaten ölçülmüş yetkinliklerden gelmektedir. Eğitim Bilimleri ve Mevzuat'ın toplam payı yalnızca %35'tir. ÖABT'li alanlarda durum daha da çarpıcıdır: MEB-AGS-P2 puanında ÖABT'nin payı %50, AGS'nin payı %50'dir. AGS bileşeninin içindeki YKS yetkinliklerinin oranı yine %65 olduğundan, toplam P2 puanının %32,5'i (yani üçte birinden biraz fazlası) doğrudan YKS'de ölçülen yeteneklerden gelir. ÖABT'nin kendisi de — birazdan göstereceğimiz üzere — bağımsız bir bileşen değildir.
"Peki ÖABT? O da YKS'nin Devamı mı?"
Bu noktada keskin bir karşı çıkış beklenir: "ÖABT alan bilgisi sınavıdır; lisansta öğrenilen branş bilgisini ölçer. AGS, YKS'nin rövanşı olabilir; ancak ÖABT, dört yıllık üniversite eğitiminin ürünüdür. Görece daha mütevazı bir üniversiteden mezun olan aday, ÖABT'de daha köklü bir kurumdan mezun olan akranını yakalayabilir, hatta geçebilir." Bu itiraz ilk bakışta makuldür; ancak literatür bu sezgiyi de büyük ölçüde çürütmektedir.
Birincisi, üniversiteye giriş sıralaması ile lisans akademik başarısı arasında dünya genelinde tutarlı bir korelasyon vardır. Schult ve arkadaşlarının (2019) Almanya'da yaptığı çok merkezli çalışma, üniversiteye giriş test puanlarının lisans akademik performansıyla r = 0,23 ile r = 0,48 aralığında ilişkili olduğunu göstermiştir. YKS'de daha üst sıralarda yer alan öğrenci, lisans dönemi boyunca da ortalamada daha yüksek akademik performans göstermeye eğilimlidir. Yani "köklü bir üniversiteden gelen adayın ÖABT'de de daha iyi olması" beklentisi yalnızca lisans kalitesi farkından değil, aynı bireysel yetenek profilinin sürmesinden kaynaklanır.
İkincisi, ÖABT'nin içeriğine yakından bakıldığında soruların önemli bir kısmının saf ezber bilgi değil, alan içi akıl yürütme gerektirdiği görülür. Matematik ÖABT'sinde analiz, cebir, geometri soruları; Fen Bilimleri ÖABT'sinde fizik problem çözme; Türkçe ÖABT'sinde anlama-anlatma teknikleri — bunlar tam da YKS'de ölçülen sayısal/sözel yetenek bileşenleriyle aynı bilişsel kaslara dayanır. Lisans dört yılı bu kasları yeniden yaratmaz; zaten var olanları daha alana özgü içerikle besler. Sonuç olarak ÖABT, alan bilgisini bağımsız bir değişken olarak değil, YKS yetkinliklerinin alana özelleşmiş bir devamı olarak ölçer.
| 🔍 Sonuç Neden Değişmesin? Eğer Aday A hem YKS'de hem AGS bileşenlerinde Aday B'den önde ise — ki literatür bunu öngörür — ÖABT'de de büyük olasılıkla önde olacaktır. Çünkü ÖABT'nin kendisi de YKS yetkinliklerine korelasyonludur. Yani ÖABT, AGS'deki açığı kapatmak şöyle dursun, büyük olasılıkla aynı yönde, bazen daha derin bir açık daha üretir. İstisnalar elbette vardır — ihmal edilmiş bir alanda yapılan yoğun ve sistematik çalışma fark üretebilir — ama bu istisnaların ortalaması değil, kuralın ortalaması belirleyicidir. |
Pedagojik Çıkarım: "Sıfırdan Başlamak" Mitinin Yapı Sökümü
Yetişkin öğrenme kuramı (Knowles, 1984) ve eğitim ölçme-değerlendirme literatürü bize şunu öğretir: bir bireyin bir alandaki performansı, o alana özgü bilgi ile genel bilişsel kapasite ve meta-bilişsel becerilerin birleşiminden doğar. Eğitim Bilimleri ve Mevzuat'ı çalışırken adayın kullandığı okuma anlama hızı, kavram haritası kurma becerisi, soyutlama kapasitesi ve dikkat süresi — bunların hepsi YKS'de zaten ölçülmüş ve sıralanmış "alana bağımsız" yetkinliklerdir.
Bu yüzden "AGS sıfırdan başlayan bir yarıştır" söylemi pedagojik açıdan yanıltıcıdır. Daha doğru ifade şudur: AGS, YKS'de ölçülen yetkinliklere yeni iki alan eklemiş, fakat bu yeni alanları öğrenme hızını da büyük ölçüde aynı YKS yetkinliklerine bağlamıştır. "Yeni alanda olağanüstü çıkış yapmak" düşüncesi kendi içinde bir paradoks barındırır: yeni alanı hızlı öğrenme kapasitesi, eski alanlarda gözlenen avantajla yüksek korelasyonludur.
| 🎯 Öğretmen Adayına Açık Mesaj YKS rakibinizden öne geçmek istiyorsanız, gerçekçi tek strateji rakibin ihmal ettiği yerde sistematik üstünlük kurmaktır. Pratikte bu, dört yıllık lisans hayatınız boyunca sözel ve sayısal yetkinliklerinizi taze tutmak (akademik metin okumak, problem çözmek), Eğitim Bilimleri'ne erken ve kümülatif başlamak (son altı ay paniği yerine ikinci sınıftan itibaren temel kavram seti) ve Mevzuat'ı kanun-yönerge düzeyinde güncel takip etmek demektir. Bu ayakların birleşimi, bilişsel istikrar literatürünün öngördüğü göreceli açığı kapatmanın istatistiksel olarak makul tek yoludur. |
Sonuç: Yarış Yıllar Önce Başladı, Sınav Salonu Sadece Sahnedir
AGS'ye girmek için sıraya oturduğunda, karşındaki kişinin kim olduğunu bilmek bilimsel bir zorunluluktur. O kişi büyük olasılıkla 2022 YKS'sinde aynı sınava girdiğin, üniversitede paralel bir yolda yürüdüğün ve şimdi aynı kontenjana talip olan akranındır. Onun YKS sıralamasını dikkate almadan, kendi sıralamanı dürüstçe değerlendirmeden ve aradaki farkı kapatmak için özgül, hedeflenmiş, sayısal bir plan yapmadan girilen AGS, kazanılması büyük ölçüde tesadüfe bağlı bir yarıştır. Bilişsel istikrar literatürü ise bu tesadüfün hiç de yüksek bir ihtimal olmadığını söylemektedir.
❦ ◆ ❦
| Yarış çoktan başladı.Sadece henüz kimsenin yüksek sesle söylemediği şey, bu yarışın ilk değil ikinci kez koşulduğudur. Ve bilim, ikinci yarışların kim tarafından kazanıldığı konusunda son derece nettir. |
Kaynakça
▸ Breit, M., Brunner, M., & Preckel, F. (2024). The stability of cognitive abilities: A meta-analytic review of longitudinal studies. Psychological Bulletin.
▸ Deary, I. J. (2014). The stability of intelligence from childhood to old age. Current Directions in Psychological Science, 23(4), 239–245.
▸ Donnon, T., Paolucci, E. O., & Violato, C. (2007). The predictive validity of the MCAT for medical school performance and medical board licensing examinations: A meta-analysis. Academic Medicine, 82(1), 100–106.
▸ Knowles, M. S. (1984). Andragogy in Action: Applying Modern Principles of Adult Learning. San Francisco: Jossey-Bass.
▸ Rönnlund, M., Sundström, A., & Nilsson, L. G. (2015). Interindividual differences in general cognitive ability from age 18 to age 65 years. Intelligence, 53, 59–67.
▸ Schult, J., Hofmann, A., & Stegt, S. J. (2019). Predictive validity of admission tests and educational attainment on preclinical academic performance. Higher Education.
▸ MEB & ÖSYM (2025). Millî Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı (MEB-AGS) Açıklama ve Konu Dağılımları.
▸ MEB & ÖSYM (2026). MEB-AGS 2026 Konu Dağılımı ve ÖABT Konu Dağılımları.
